...Böğürtlenleri yedikten sonra tekrar toprak yolda yürümeye başladım. Su sesi gelmeye başladı. Binbir kuş, parlak yapraklı ağaçlarda kümelendi. İçime ağlamak geldi. Gülmek istedim, tutturdum bir memleket havası...
- Ah anam, dedim, dünya güzelmiş be!
... O gün öğleye doğru gene kendisini unutup sopasına dayanmıştı. Sopasına inen tekmeyle birden fırladı. Yanına döndüğü zaman çöpçü onbaşısıyla burun burunaydı.
- Ulan ne dalga geçiyorsun?
İşte o zaman Ahmet, dalga geçmenin manasını kavrayıverdi. Herif:
- Bir daha görmeyeyim, dedi. Haydi çek arabanı!
- Meğerse, dedi Ahmet kendi kendine, dalga geçmek buymuş.
Sevgili okurlar, güzel bir öykü kitabıyla, Sait Faik’in o içten yalın ve halk ağzıyla olan anlatımıyla yine karşınızdayız.
Keyifli okumalar dileriz.
Dorlion Yayınları