Tükendi
Stok AlarmıGeleneksel medya ile yeni medyayı mukayese etmenin bir yolu da doğrudan bedenin kullanımıyla ilgili bir karşılaştırma yapmak olabilir. Takip etmek ve okumak için ellerimizi, kol gücümüzü kullandığımız bir medyadan sadece birkaç parmağımızı kullanarak eriştiğimiz medyaya geçtik. Bedenin daha az kullanımı ve daha az yorulması, aslında yeni zamanların sadece medyaya özgü olmayan, gündelik hayatımızın tamamını kuşatan bir yeniliği de denebilir. Bu, aynı zamanda, yüzyıllardır yapageldiğimiz bedeni işlerin değersizleştirilmesini de kısmen içeriyor. Yeni medya söz konusu olduğunda bu değersizleştirmenin izlerini, enformasyonun sonsuzcasına akışı ve bizim bu akışa birkaç parmak devinimiyle erişmemiz sebebiyle, bu enformasyonun ağırlığının, bazen yakıcılığının, bazen vuruculuğunun seyrelmesinde görebiliyoruz.
Yeni medya, sadece enformasyonun iletilmesindeki hızı ve pratikliğiyle ve bunu sağlayan yordamlarıyla değil, artık iyiden iyiye devreye giren yapay zekâ faktörüyle de yeni. Sadece yeni değil, kendini yenileme yeteneği sebebiyle sürekli “yeni” olmaya da aday. Bazı haberleri, hatta bazı köşe yazarlarını artık yapay zekâ ya yazıyor ya da büyük oranda organize ediyor. Farkındayım, buna aşina olmayan okurlarımız için bu bilgi epey şaşırtıcı olmalı. Ama bunun nasıl olabileceğini merak eden okurlarımız, bu sayımızda yapay zekâya yazdırdığımız bir yazıyı okuyabilirler.
Nihayet bu sayıda yapay zekânın medya ve matbu açısından geleceğine eğilerek matbu bir dergide, kendi yaptığımız işi de derinden ilgilendiren bir dosya ile karşınızda.
Dosya Halil İbrahim İzgi’nin, “Canavarlar Zamanı” başlığında, yeni medyanın geçmişten bu yana değişen yöntemlerini uluslararası örneklerle irdelediği yazısıyla açılıyor. Ardından Aleyna Ayan’ın, GZT TV’nin Medya Dijital Yayınlar Genel Müdürü Ömer Karaca ile “Televizyonu Dijitalleştirmek İçin Buradayız!” başlığıyla gerçekleştirdiği GZT’nin yayın anlayışları, büyüme stratejileri ve dijitalleşme karşısında medya algısına dair detaylar barındıran röportaj ile devam ediyor. Ardından Tuba Kaplan ve Aleyna Ayan’ın hazırladığı soruşturma bölümünde Şükrü Oktay Kılıç, Ahmed Yusuf ve Onur Erkan’ın, “Dijital Dönüşümün Eşiğinde” başlığında geleneksel gazeteciliğin dijital medyanın geleceği ve kapsamını belirlenen mecralar bağlamında cevaplarını aralıyor. Elvide Demirkol “2069’un Siberküresinde Ümit Mi Galip Gelecek, Endişe Mi?” başlığıyla Pew Araştırma Merkezinin internetin 50. Yıldönümü sebebiyle çevirdiği yazısını dijitalleşme ve uzmanların tecrübesi karşısında ilişkiler bağlamında ele alıyor. Tuba Kaplan’ın “Yapay Zekânın Gücünü Görmek İçin Son Beş Yıl” isimli Prof. Dr. Onur Emre Kahya ile yapay zekânın geleceği, geleceğin mesleklerine etkisi, insanın yerini alıp almayacağı üzerine seçici cevapları barındıran röportajı geliyor. Ardından Yapay Zekâ, kendi ve yayıncılığın geleceği konusunda “Satır Aralarındaki İnsan” başlığında yazıyla dergide yer alıyor. Bir başka Röportaj da Aleyna Ayan’ın Sinema, Televizyon ve sinema Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kınık ile, “Yapay Zekanın İnsan Yerini Alması Olası Görünmüyor” başlığında yapay zekânın medya üzerinde nasıl bir rol oynayacağı üzerinde duruluyor. Derya Gül Ünlü, “Dijital İstifçilik: Biriktirme ve Saklama Pratiklerimizin Dönüşümü” yazısında dijital teknolojilerin artışıyla değişen arşivleme tercihlerini ve dijital istifçiliği ele alıyor. Gülenay Pınarbaşı, “Siber Din: E İmamlar, Algoritmalar ve Yapay Zekâ” başlığında teknolojiyle dini söylemin yayılma ve değişim biçimini irdeliyor. Tugay Kaban, “Büyük Ekrandan Küçük Ekrana” yazısında sinemanın dijitalleşme algısıyla gölgesinde değişen yüzünü ve beğeni kültürünün demokratikleşme etrafında şekillenmesini araladı.
Nihayet’in Kayıtlar, Hayat Memat ve Kültür Atlası sayfalarında da okuru birbirinden önemli yazılar bekliyor.
Cihan Aktaş, “Bir Semti Yaza Yaza Öğrenmek” başlığında Esenler’i yazma serüveni ve mahfillerden yola çıkarak semtin ve insanların izini sürüyor.
Ahmet Köseoğlu “Zamanın Şehri” başlıklı yazısında Şam’ın geçmişten bugününe ışık tutarak bir yolculuğun çağrıştırdıklarını aktarıyor.
Samiha Nur Mıhçıoğlu “Benim İpek Yüklü Kervanım mı Var?” başlığında mübadele yıllarından sonra Bursa’yı muhacirler ve halkı, Pepeleşler ve Pomaklara da ayna tutarak ele alıyor.
Yasin Taçar, “Telkin Veya Müziğin Zararlı Etkisi?” isimli yazısında modern psikolojinin girdiği bilinçaltında müziğin etkisini, şarkıcıların sözlerini ve sözlerin insana etkisini açıyor.
“Evrak-ı Perişan Arasında” serisine devam eden Necati Tonga ise “Mehmet Âkif Ersoy’un Unutulmuş Bir Yazısı” başlığında Âkif’in “Koca Bir Ordu Çalışmış” başlığıyla Milli Ordu dergisinde yazdığı bilinmeyen yazıyı Nihayet için aktarıyor.
Tahsin Yıldırım “Mazhar Osman’ın En Meşhur Hastası: İhtiyar Delikanlı Abdülhak Hâmid” yazısında Hâmid’in yazın dünyasındaki yerini dergiler ve eserlerin dışında tanıklıklar üzerinden irdeliyor.
Ervanur Erdoğan “Vahada Bir İlizyon: Kusayr Amra” yazısında erken dönem İslami yapı olan Kusyr Amr’ı mistik bir dil ve tecrübeyle aktarıyor.
Mehmet Fatih Andı “Cennetin Krallığı ve 1492” başlığında örnek tarih filmi çerçevesiyle yönetmen Scott’un filmleri üzerine eğiliyor.
Ayhan Demir, “Üsküp’teki Kartal Yuvası: Mustafa Paşa Camii” yazısında bu camiyi diğer Üsküp camilerinden ayıran özellikleri ve tarihi konumuyla ele alıyor.
Kevser Çelikel “Gidilen Şehre Taşıdığımız Mutfak Kültürü” başlığında göç hikayesi, Ramazan üzerinden sofra kültürlerini, mutfağın yer değiştirsek de devam eden etkisini inceliyor.
Nihayet’i Türkiye’nin her yerinde gazete bayileri, seçkin kitabevleri ve zincir mağaza marketlerde bulabilir, www.birliktedagitim.com sitesinden kolayca abone olabilirsiniz.