Tuna`ya baktıkça bir yerleri sızlıyor insanın.
Tuna Viyana`ya, Viyana da Tuna`ya yakışıyor doğrusu.
Tıpkı Boğaz`ın İstanbul`a, İstanbul`un da Boğaz`a yakışması gibi.
O da ortadan bölmüş Viyana`yı.
Tuna Nehri bir bakıma sülüne çok benziyor.
Daha çok da geniş yataklı eski Tuna`yı sülüne benzettim;
yavaş yavaş süzülen bir sülüne.
Viyana`da sadece Tuna mı sülüne benziyor.
Elbette, hayır.
Burada, Anadolu`nun ve Trakya`nın birçok bölgesinden gelen gencecik kızların her biri de annelerinin ve babalarının sülün kızları.
Giyimleri, kuşamları, davranışları ve konuşmaları ile eminim onlar da Viyana`nın cadde ve sokaklarında süzüldükçe kendilerine hayran bırakıyorlardır Avrupalıları.